Paylaşımın geleceği: Pydio ve ownCloud bütünleşiyor

Paylaşımın geleceği: Pydio ve ownCloud bütünleşiyor

Açık kaynak dosya paylaşma çevre-dizgesi1 büyük bir tasarı çeşitliliği barındırıyor, her biri kendi çözümünü tedarik ediyor ve her biri farklı bir yaklaşıma sahip. Dropbox, Google Drive, iCloud ya da OneDrive gibi ticari çözümler yerine açık kaynak bir çözümü seçmenin birçok sebebi var. Bu çözümler verinizi yönetirken endişe etmemenizi sağlıyor ama bazı sınırlamalarla; denetim yetersizliği, varolan altyapıyla bütünleştirme sorunları gibi.

Kullanıcılar için ownCloud ve Pydio gibi birçok dosya paylaşma ve eşzamanlama seçenekleri mevcut.

Pydio

Pydio (Put your data in orbit, Verini yörüngeye oturt) tasarısı büyük ses dosyalarını çalgı takımıyla paylaşmak isteyen müzisyen Charles du Jeu tarafından kuruldu. Pydio çoklu depolama arka uçlarıyla birlikte bir dosya paylaşma ve eşzamanlama çözümüdür, geliştiriciler ve düzen2 yöneticileriyle birlikte tasarlanmıştır. Dünya çapında bir milyondan fazla indirilmiştir ve 27 dile çevrilmiştir.

İlk andan beri açık kaynak olan tasarı doğal olarak SourceForge‘de büyüdü ve şimdi yeni evi GitHub‘da.

Kullanıcı arayüzü Google’nin “Materyal Tasarımı"nı taban alıyor. Kullanıcılar varolan eski dosya altyapısı kullanabilir ya da Pydio’yu bir mülk üstü3 yaklaşımla kurabilir. Web, masaüstü ve taşınabilir uygulamaları kullanarak varlıklarını her yerde yönetebilirler. Yöneticiler için ince taneli erişim izinleri varlıklara erişimi yapılandıran güçlü bir araçtır.

Pydio topluluk sayfasında sizi çabucak hızlandıracak çeşitli kaynaklar bulacaksınız. Pydio web sitesi GitHub’daki Pydio depolarına nasıl katkıda bulunacağınızı açıklıyor. Forum geliştiriciler ve topluluk için bölümler içeriyor.

ownCloud

ownCloud dünya çapında 8 milyon kullanıcıya sahip ve açık kaynak, kişilerin kendi kendini barındırdığı dosya eşzamanlama ve paylaşım teknolojisi. Ana düzlemler için eşzamanlama istemcileri yanısıra WebDAV aracılığıyla bir web arayüzü bulunuyor. ownCloud kolay kullanılan bir arayüze, güçlü yönetici araçlarına ve geniş paylaşma ve iş birliği özelliklerine sahip. Kullanıcıların kendi verileri üzerinde denetimini sağlıyor.

ownCloud’un açık mimarisi bir UPA4 aracılığıyla genişletilebiliyor ve uygulamalar için bir düzlem sunuyor. 300’den fazla uygulama yazıldı, bunlar takvimi, kişileri, postayı, müziği, parolaları, notları ve diğer türden verileri idare eden yetkinlikte. ownCloud güvenlik sağlıyor, bir Raspberry Pi’den petabaytlarca depolamaya sahip kümeye, milyonlarca kullanıcıya kadar uzanıyor. Yüzlerce katkıcıdan oluşan uluslararası topluluk tarafıdan geliştiriliyor.

Birleşmiş paylaşım

Dosya paylaşma takım çalışmasını bir üst düzeye çıkarıyor ve ölçünleme böylesi iş birliği için sağlam bir taban sağlıyor.

Birleşmiş paylaşım, OpenCloudMesh tasarısının yeni bir açık ölçünü, bu doğrultuda bir adım. Diğer şeylerin yanında, Pydio ve ownCloud örneklerindeki gibi bu ölçünü destekleyen sunucular arasında dosya ve dizin paylaşımına izin veriyor.

İlk olarak ownCloud 7’de tanıtıldı, bu sunucudan sunucuya paylaşım özelliği uzak sunuculardan dosya paylaşımlarını bağlamanızı sağlıyor, bulutlarda kendi bulutunuzu oluşturmaya yarıyor. Birleşmiş bulut paylaşımını destekleyen diğer sunuculardaki kullanıcılarla doğrudan paylaşım bağlantısı oluşturabilirsiniz.

Bu yeni UPA’yı uygulamak depolama çözümleri arasında derin bütünleşme sağlarken güvenliği, denetimi ve özgün düzlemlerin özniteliklerini koruma altına alıyor.

"Dosyaları değiş tokuş etme ve paylaşma bugün ve yarın için birinci derecede önemli,” diyor ownCloud kurucusu Frank Karlitschek. “Bu nedenden, bunu birleşmiş ve özeksel veri siloları olmadan dağıtık yoldan yapmak önemli. Birleşmiş paylaşımın en önemli tasarım noktası kullanıcıların güvenliğini ve gizliliğini korurken en kolay ve kusursuz yoldan paylaşımı sağlamasıdır.”

Sırada ne var?

OpenCloudMesh gibi bir girişim Pydio ve ownCloud gibi kurum ve şirketlerin dosya paylaşımında ortaklaşa çalışmasını bu yeni açık ölçün ile geliştirecektir. ownCloud 9 kullanıcı listelerini değiş tokuş edebilen birleşmiş sunucular yeterliliğini tanıtmıştı, böylece kendi sunucunuzdaki kullanıcılarla yaşadığınız kendiliğinden tamamlama deneyimi de aynı kusursuzlukta sağlanıyor. Gelecekte, (birleşmiş!) özeksel yer defteri sunucularına sahip olma fikri diğer birleşmiş bulut kimliklerini aramakta kullanılabilir, böylece bulutlar arası iş birliği yeni bir düzeye taşınabilir.

Girişim şüphesiz büyümekte olan açık teknik topluluğuna katkıda bulunacak, bu toplulukta üyeler kolayca tartışabilir, geliştirip, sağlayıcı-bağımsız olan “OCM paylaşım UPA"sına katkıda bulunabilir. OCM tasarısının tüm öncü eşleri açık UPA tasarım ilkelerine tamamen katkıda bulundu ve diğer açık kaynak dosya paylaşma ve eşzamanlama topluluklarının iştirakine, bağlanmış buluta katılımlarına kapıları açık.

Lisans: Bu metin CC BY-SA 4.0 lisansı altında dağıtılan “The future of sharing: integrating Pydio and ownCloud” metninden çevrilmiştir. Özgün metin ben van ’t ende tarafından yazılmıştır. Çeviri metni CC BY-SA 4.0 altında lisanslanmıştır.


  1. BSTS / Kentbilim Terimleri Sözlüğü 1980, TDK.gov.tr 

  2. "Sistem” kelimesi yerine Türkçe bir kelime olan “düzen” kelimesini kullanmayı daha uygun buluyorum. 

  3. Mülk üstü yazılım (on-premises software): yazılımı kullanan kişinin ya da işletmenin mülkündeki (binasındaki) bilgisayarlara kurulan ve çalışan yazılımdır. Yazılım sunucu çiftliği veya bulut gibi uzak bir işletmede değildir. Wikipedia 

  4. Uygulama programlama arayüzü

GNU/kWindows

Son zamanlarda benzersiz bir karışım hakkında çok konuşuluyor: GNUtamamıyla özgür işletim düzeni— ve Microsoft Windows —özgürlüğü reddeden, kullanıcıyı denetleyen, gözetim düzeni. Ayrıca ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

Bu konuyu tartışmadan önce bazı terimleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullanıcılar “Linux” işletim düzeni hakkında konuştuklarında aslında Linux çekirdeği eklenmiş GNU işletim düzenine atıfta bulunurlar; biz buna GNU/Linux (ya da GNU+Linux) işletim düzeni diyoruz. Çeşitli biçimlerde GNU işletim düzenini kullanıyorsanız komut satırından tanıdık gelecek bir çok yazılım GNU yazılımıdır: bash, (g)awk, grep, ls, cat, bc, tr, gcc, emacs ve diğerleri. Linux bir çekirdektir ve işletim düzeninin yapmaya çalıştıklarını destekler: işlemleri, hafızayı, dosya düzenlerini ve daha fazlasını yönetir, çekirdeğin çeşitli eylemleri gerçekleştirmesini yöneten düzen çağrılarını sağlar, bu eylemler yeni işlemleri çatallamak ya da hafızayı tahsis etmek gibidir. Bu önemli bir ayrımdır —tüm bu yazılımı “Linux” olarak adlandırmak hatalı olduğu gibi tamamıyla özgür Unix ikamesi olan GNU tasarısını göz ardı etmektedir.

İsimlendirme sorunu oldukça yaygındır, GNU/Linux işletim düzeni kullanıyor olsa bile çoğu kullanıcı GNU’nun ne olduğunu bilmemektedir. Son olarak GNU Bash’tan “Linux Bash” olarak bahseden makale okudum; bu adeta GNU tasarısına, 26 yıldır Unix-benzeri düzenlerde (Apple’ın sahipli Mac OS X’i dahil) en geniş kullanıma sahip kabuğu yazan tüm yazarlara atılan bir tokattır.

GNU çoğunlukla Linux çekirdeğiyle kullanılmaktadır ama durum her zaman böyle değildir. Örneğin GNU kendi çekirdeği Hurd ile çalışabilir (GNU/Hurd). BSD çekirdeği olan bir düzende çalışabilir (örn. GNU/kFreeBSD). Ama bugün bir ay önce bile duymayı beklemeyeceğiniz birşeyden bahsetmek istiyorum: GNU ve Windows çekirdeği. Bu karışım GNU/kWindows (GNU ile Windows çekirdeği) olarak atfedildi.[1]

Anlaşılana göre Microsoft ve Canonical Linux düzen çağrılarını Windows’un anlayabileceği türe çeviren bir uyumluluk katmanı, altdüzen yazmak için birlikte çalışıyor. Yani, Linux çekirdekli bir düzen için derlenmiş yazılım çağrı çevirme ile Windows üzerinde çalışacak. Bir çok makale bu düzeni “Windows üzerinde Ubuntu” ya da “Windows üzerinde Linux” olarak adlandırıyor. Yanılgı şu ki bu düzen Linux çekirdeğini kapsamıyor, GNU işletim düzeninin Linux yerine Windows’un çekirdeğiyle çalıştığına tanıklık ediyoruz.

Bu Microsoft için yadsınamaz bir teknik yarardır: Windows kullacıları GNU/Linux’tan ya da Apple’ın özgürlüğü reddeden Mac OS X’i gibi diğer Unix benzeri düzenlerden tanımış olabileceği ortamlarda geliştirme yapmak istiyor. Fakat bunun hakkında düşününce önemli bir kavramı göz ardı ettiğini anlıyoruz:

Kullanıcılar bir işletim düzeni adı olarak “Linux"tan bahsettiklerinde GNU hakkında konuşmaktan kaçınıyor. Ve GNU’dan bahsedilmesinden kaçınarak ayrıca GNU’nun üzerinde kurulduğu temel ilkeleri tartışmaktan kaçınmış oluyorlar, bu ilkeler tüm kullanıcıların yazılımdan dört ana özgürlüğü temin etmesi fikridir: yazılımı her amaç için kullanabilmek, yazılımı anlayabilmek ve ihtiyaca göre düzenleyebilmek (ya da sizin için bunu başkasının yapabilmesi), yazılımı diğerleriyle paylaşabilmek, değişikliklerinizi başkalarıyla paylaşabilmek. Bu dört özgürlüğe saygılı yazılımlara özgür yazılım diyoruz.

Özgür yazılım gerçekten önemlidir, saldırıya açık olan kullanıcıların geliştirme esnasında (yazılım geliştiricilerin ya da şirketlerin değil) kendisinin denetimini temin eder. Kullanıcının bu dört özgürlüğünü ihmal eden herhangi bir yazılım özgür olmayan (ya da sahipli), özgürlüğü reddeden yazılımdır.  Bunun anlamı herhangi bir özgür olmayan yazılımın yeteneği ve verimi önemsizdir, benzer görevi yerine getiren özgür yazılımdan daima aşağıda olacaktır.

Herkes özgürlükten ya da özgür yazılım felsefesinden konuşmak istemez. Bu anlaşmazlık "açık kaynak” geliştirme yöntembiliminde sonuçlanmıştır, özgür yazılımın faydalarını gerekli fikirsel hususları tartışmadan şirketlere satmaktadır. “Açık kaynak” felsefesinde eğer özgür olmayan bir yazılım daha iyi özelliklere ve verime sahipse o kesinlikle daha iyidir, çünkü “açık kaynak” geliştirme yöntembiliminden üstün gelmiştir, özgür olmayan yazılım her zaman kötü bir şey olarak sayılmaz.

Tüm bunları bir araya getirelim: GNU adında özgür bir işletim düzenine sahibiz. Genellikle Linux çekirdeğiyle birlikte kullanılıyor ve ikisi birlikte GNU/Linux işletim düzeni olarak adlandırılıyor. Ama şimdi GNU/Linux’u alıp Linux’u kaldırıp ve onun yerine Windows çekirdeğini eklediğimiz bir duruma sahibiz, kar sağlayan GNU/kWindows. GNU kullanıcı özgürlüklerine değer verir. Windows ise tam tersini yapar.

Kullanıcılar neden bunu istiyor? Yani, belki de Mac OSX’te GNU araçlarını istemeleriyle aynı sebeptir, kullanmak istedikleri yazılımları kullanmak istiyorlar ayrıca GNU’da beğendikleri teknik faydaları istiyorlar. “Açık kaynak” felsefesini ele aldığımızda —çünkü eğer bir kullanıcı özgürlüğüne değer veriyorsa GNU/Linux gibi tamamıyla özgür bir işletim düzeni kullanmalıdır. Eğer bir kullanıcı zaten Windows kullanıyorsa GNU yükleyerek bir takım özgürlükler kazanır, artık düzeninde özgürlüklerine değer veren daha fazla yazılıma sahiptir ve bu yüzden böylesi onun için daha iyidir.

Peki ya bugün GNU/Linux kullanıyorsanız? Bu durumda GNU/kWindows düzenine geçmek büyük bir gerileme demektir, bunu yaparken özgürlüklerinizi Microsoft’a teslim etmiş olursunuz. Microsoft’un özgürlüğü reddeden gözetleyici düzeninde ne kadar parlak özellikler tanıttığının bir önemi yok, özgürlüğünüze saygı duyan bir işletim düzeni her zaman birincil tercih olmalıdır. Kullanıcıların GNU’nun sağladığı teknik yararlar için GNU/kWindows düzenine geçmemesi adına elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

Birazı gerçek birazı felsefik olmak üzere elimizde bir takım sorunlar var:

İlkin, lütfen GNU/kWindows’u “Windows üzerinde Linux” (bununla ilgili başka bir biçimde) olarak atfetmeyin, yanlış bilgiyi yaymak durumu karıştırmanın ötesinde GNU işletim düzeni üzerinde çalışan binlerce yazarı göz ardı etmektir. “Windows üzerinde Ubuntu” olarak anmazsanız en iyisini yapmış olursunuz, bu tam yanlış bir ifade sayılmaz -Ubuntu’nun dağıttı GNU’yu kullanıyorsunuz- ama hala GNU Tasarısından bahsetmiyor. GNU’dan bahsedersek, kullanıcılar tasarıyla ilgili sorular sorabilir ve belki de kendi kendilerine sonuç ararlar. Özgür yazılım felsefesini okuyacaklar ve umarım sorunları, evvela daha önce farkında olmadıkları sorunları anlamaya başlayacaklar.

İkinci olarak, GNU/kWindows düzeni kullanan birisi gördüğünüzde kibarca nedenini sorun. Onlara sadece bu teknik yetenekleri sağlayan değil ayrıca özgürlüğü sağlayan daha iyi işletim düzeninin olduğunu söyleyin! Özgür yazılımın ne olduğunu söyleyin ve onlarla özgür yazılımı bağdaştırın ve neden önemli olduğunu anlamalarını sağlayın.

GNU’dan yarar sağlayan daha fazla insan görmek iyi ama ne için burada bulunduğumuzu ya da adımızı çok fazla anmadan, kullanıcıları diğer taraftan sahipli gözetim düzenine çekerek, böyle satıldığında mutlu olamayız.

[1] Bu isim Richard Stallman’dan gelmektedir. GNU Tasarısının kurucusudur.

Lisans: Bu metin CC BY-SA 4.0 lisansı altında dağıtılan “GNU/kWindows” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Mike Gerwitz tarafından yazılmıştır. Tercüme metni CC BY-SA 4.0 altında lisanslanmıştır.

Ring hakkında yoğun bir hafta

Son birkaç ayın ardından, GPLv3 lisansı altında ve henüz beta mertebesinde olan Ring; özgür-kaynak yazılım, geliştirici ve siber güvenlik dünyasında bir coşku yarattı.

Birçok İnternet ve haberleşme sanayii ile sürdürülebilir kalkınma sanayii işleticileri yakın ilgi gösteriyor. Birkaç hafta önce Brüksel’deki FOSDEM 2016‘da olduğu gibi, Singapur’da FOSSASIA ve 30. yılını kutlayacak ünlü Özgür Yazılım Vakfının Boston’da düzenleyeceği LibrePlanet müzakerelerinde aynı anda tanıtılacak, Ring ana başlık olacak.

Bu vesileyle, Savoir-faire Linux’un başkanı Cyrille Béraud özgür yazılımın ne ve niçin olduğunu daha iyi anlamak adına Ring’in detaylarına girecek, birçok uzmanın mırıldandığı gibi bu yazılım İnternet tarihinde bir mihenktaşı olabilir.

Bize Ring’in tam olarak ne olduğunu açıklar mısınız?

İlk olarak şunu bilmenizi isterim ki Ring açık kaynaklı bir yazılımdır ve bu nedenle kamu yararınadır. İşlevsel açıdan bakıldığında insanlar bunun bir nevi Skype ya da Hangout olarak göreceklerdir.

Ring dünyanın neresinde olursa olsun iki ya da daha fazla insan arasında şifrelenmiş görüntülü, sesli ve çok yüksek nitelikte yazılı iletişim kurmayı sağlar. Linux, Windows, Mac/OSX ve Android’de mevcuttur, sonraki birkaç ay içerisinde iOS’ta da olacaktır. GPLv3 lisansı altındaki kaynak kodlarıyla birlikte dağıtılmıştır.

Ring ekran görüntüsü

Yine de şu noktaya dikkat çekmek istiyorum, Ring henüz genç, kırılgan ve pek çok durumda düzgün işlemeyebilecek bir yazılım. Bununla birlikte her gün iyileştiriliyor, standart ortamda ve evsel kullanım için gayet iyi çalışıyor.

Ama Ring’i aynı işleve sahip diğer yazılımlardan ayıran ne?

Ring bir merkezi sunucu olmadan noktadan noktaya iletişim kurmaya imkan sağlıyor. Bu belirleyici bir unsur. Ring evvela bir dağıtık iletişim platformu. Sunucuları yönetecek işletmenlere ihtiyaç yok, her bir aramanız ile ilgili daha fazla maliyet yok, Ring her zaman daha fazla özgürlük ve güvenlik sunuyor. Profesyonel bağlamda birçok kuruluş Ring’in esnekliğinden faydalanabilir. Ring, herkes için maliyetsiz ve konumdan bağımsız, güvenli biçimde iletişim imkanıdır.

Teknik olarak biz kendini kanıtlamış teknolojileri taban alıyoruz: ffmpeg/libav, GnuTLS, pjsip ve diğerleri. Bununla birlikte Ring çekirdeğindeki yeniliğimize ilişkin, biz DHT’lerin (Dağıtık Hash Tabloları) konseptini kullandık. Kendi kütüphanemiz OpenDHT‘yi geliştirdik, sadece GitHub üzerinde mevcut, ICE ve SIP kurallarıyla birleştirildiğinde; yönlendiricileri, güvenlik duvarlarını geçerek, bir kullanıcı ya da ekipman, özel bir ağda olsa bile yerini saptamaya ve eğer bunlardan biri muhatabın kullanıcı bilgisini bulunduruyorsa dünyanın neresinde olursa olsun, gerçek zamanlı yüksek güvenlikli iletişim kanalı kurmaya yarıyor.

Ring ile bağlı insanlar

Ring’in bu özelliği ayrıca açık ve tanınmış standartları kullanması sayesinde, bu platform İnternet üzerinde gerçek evrensel hiyerarşik olmayan iletişim dizgesini oluşturmaya yarıyor, sadece iki insan arasında iletişimi değil, genel olarak iki ya da daha çok nesnenin iletişimini sağlıyor. Bu noktadan bakıldığında, Ring etrafında yaptığımız mevcut yenilikler pek çok olasılığın ve sanayi uygulamalarının halka da açılmasını sağlıyor. Biz şuan deneyevimizde çok hafif gömülü sistemler üzerinde şekillenen pek çok prototipe sahibiz, Ring; ev otomasyonuna ya da veri edinme dizgelerine bağlanabiliyor.

Bu tanıtımı bitirmeden şunu belirtmek çok önemli; Ring düşük kipte ve İnternetten tamamen bağlantısını koparmış halde bile işlevini sürdürebiliyor. Afrika’da ya da Hindistan’da kalitesiz bağlantısı olan yalıtılmış bir köy düşünün. İnternet bağlantısı koptuğunda Ring’in dağıtık dizgesi kendisini node’lara bağlayarak hedefe ulaşabilir ve çalışmaya devam edebilir. Örneğini verdiğimiz dünya ile bağlantısı kopmuş bu köyde oturanlar kendi aralarında iletişime devam edebilirler. Bu noktadan bakıldığında Ring sürdürülebilir kalkınmaya katılabilir ve iletişim altyapısını geliştirememiş ülkelerdeki ekonomiye ve demokrasiye katkıda bulunabilir.

Gördüğünüz gibi Ring birçok güce sahip! Ring’i yapabilmek, altında yatan teknolojileri daha fazla insana ulaştırabilmek, her bir insanın ve dünya çapında herkesin kendi Ring kullanımını elde edebilmesi için Ring bir özgür yazılım olmak zorundaydı.

Ring’in arkasında bir ekonomik model var mı ve kısaca Savoir-faire Linux’u tanıtır mısınız?

Elbette Ring’in arkasında bir ekonomik model var. O özgür yazılımlardan bir tanesi. Özgürce herkese açık olarak hazırladığımız kullanım değerleri yarattık. Bu kullanım değerleri bir hizmetler ekonomisi yarattı. Elbette bu ekonomi açık ve rekabetçi pek çok değer yarattı. Ring konusunda Savoir-faire Linux kendi konumuna sahip. Bu ekonomi; değiş tokuşu ve işbirliğini taban almaktadır, böylece az sayıda insanın zenginliği sahiplenmesi ve devrilebilen ekonomiyi kendine ters bellemiştir.

Savoir-faire Linux merkezi Montreal’de bulunan, Kanada içinde Quebec ve Toronto’daki, Fransa içinde Paris’teki takımlarıyla birlikte Kanadalı bir hizmet şirketidir. Bir ortaklık vasıtasıyla Fildişi Sahilleri’nde de bulunmaktayız.

Tümü açık teknolojilerde uzmanlaşmış, yüksek dereceli 110 mühendisimizle birlikte savunma ve gömülü elektronik sektöründe, bankacılık ve sigortacılık sektöründe Desjardins ile, yazılım mühendisliği sektöründe Kanada Uzay Ajansı ile, yönetim bilişim sektöründe Organisation Internationale de la Francophonie ile ve çeşitli yerel teşebbüslerle varlığımızı sürdürüyoruz.

Ayrıca, özgür yazılımın dünya çapındaki aktörleriyle sağlam bağlar oluşturmak bizim için çok önemli. Ayrıca Linux çekirdeği gibi pek çok özgür tasarıya katkıda bulunduk.

Savoir-faire Linux değerler etrafında zenginlik yaratmaktır. Her zaman başarılı olamayız ama her gün, geçen 15 yılda, içimizdeki şu iki tutkuyla çalışmamıza değer katmaya devam ediyoruz: özgürlük ve mükemmelik.

Not: Yazıdaki birkaç cümleyi etkili olarak tercüme edemediğim için çıkardım. Bazı noktalarda birebir tercümeden sakındım. Özgün metin 18 Mart 2016′da yayınlandı, ikinci paragrafta bahsi geçen müzakereler de 20 Mart 2016′da gerçekleşti fakat anlam bütünlüğünü bozmamak adına filleri gelecek zaman kipinde tercüme ettim.
Lisans: Bu metin CC BY 4.0 lisansı altında dağıtılan “An Intensive Weekend about Ring” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Cindy Marchi tarafından yazılmıştır. Tercüme metni CC BY 4.0 altında lisanslanmıştır.